Asya ülkelerine gitme fikri, eşim için, hiç bir zaman iyi bir fikir olmamıştı. Benim, yoğun isteğim ve eşimin uyumu ile, rotamızı tekrar uzakdoğuya çevirmiştik. Nisan ayının ortasına izinlerimizi ayarlamış ve aylar öncesinden araştırmalara başlamıştık. Bu sefer hazırladığımız plana göre, ziyaret edilecek yer sayısı çok daha fazla, süre nispeten kısaydı. Zamanımızı çok verimli kullanmamız gerekecekti.
İkinci uzakdoğu maceramızın ilk durağı ‘’Aslanlar Şehri’’ Singapur’du. THY ile gerçekleştirdiğimiz, 12 saate yakın süren uçuşun ardından Changi Havalimanı’na inmiştik. Tatilimizin beş gününü bu ülkeye ayırmıştık. Elektronik tren hattını kullanarak, daha önceden planlamış olduğum üzere, otobüs duraklarının bulunduğu terminale geçtik. Terminalin ikinci bodrum katında bulunan otobüs duraklarına sadece yönlendirme tabelalarını kullanarak sorunsuzca ulaşabildik. Mükemmel dizayn edilmiş otobüs peronlarının birinden, şehir merkezine giden ilk otobüse bindik. Yol boyunca eşim ve ben hiç konuşmadan, hayranlık içinde etrafı izledik. Havalimanı ile şehir merkezi arasındaki yol, şimdiye kadar gördüğüm en güzel yoldu. Tropikal iklimin sunduğu bitkisel çeşitlilik, çevrenin temizliği ve düzeni ile Singapur örnek bir şehir görüntüsündeydi. Otobüste karşılaştığımız insanlar, tipik Asyalı görüntüsünden uzak, son derece şık giyimli ve bakımlılardı. Bu ülkede de, İngiliz dokunuşu kendisini hemen hissettirmişti.
Singapur, Asya kıtasının güney doğusunda, etrafı Hint okyanusuyla çevrili, kuzeyde Malezya ve güneyde Endonezya ile sınır komşusu olan küçük bir ada ülkesi. Singapur’un da Hong Kong gibi ana gelir kaynağını ticaret oluşturuyor. Hong Kong Limanı’ndan sonra, dünyanın ikinci en işlek limanı da bu ülkede bulunuyor. Benzer özelliklere sahip şehirler olan Hong Kong ve Singapur’da trafik soldan akıyor. Singapur, Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor ve THY’nin Singapur’a Singapore Airlines ile ortaklaşa gerçekleştirdiği direk seferleri bulunuyor. Ekvator çizgisine yaklaşık 145 km mesafede bulunan Singapur’da tropikal iklim şartları geçerli ve sıcaklık yıl boyunca 28 - 32 ºC civarında. Yüksek nemin etkisiyle, hava çoğunlukla bunaltıcı oluyor. Hafif penye kıyafetler bu gezi için uygun olacaktır. Dışarıda bulunduğunuz süre içerisinde terleyeceğinizi düşünerek, yanınıza bol kıyafet almanızı öneririm. Ekvatora yakın bölgelere yapılan gezilerde, bir anda başlayan ve zaman zaman uzun sürebilen tropik yağmurlara da hazırlıklı olmalısınız. Yemek konusunda hiç sıkıntı yaşamayacağınız bir ülke Singapur. Dünya mutfaklarından seçme lezzetler sunan kaliteli restaurantların yanında, her alışveriş merkezinin içinde, tüm fast food restaurantlarını da bulabilirsiniz. Pizza Hut'ın üç çeşit peynirle yapılan pizzası bu gezimizin favori yiyeceği oldu.Yarım saat süren otobüs yolculuğunun ardından, dışarıdan kirpiye benzeyen, Esplanade kültür merkezinin önünde otobüsten inmiştik. Elimizde valizlerimiz olmasına rağmen, taksiyle otele gitmek yerine, kıyı şeridine inip bişeyler içmeye karar vermiştik. Deniz kenarındaki banklara oturup, fotoğraf makinamı elime aldığımda bütün yol yorgunluğum gitmişti. Hemen, geniş açı objektifimi takıp manzarayı fotoğraflamaya başlamıştım. Eşim otele gitmek istemese, gün batımına kadar oradan ayrılmazdım. Hayal kırıklığı yaşayacağımız otelimize gitmek için taksiye binmiştik. Hotel Re! at Pearl’s Hill, büyük bir parkın kenarında, yeşillikler içinde bir bahçede yer alıyor. Konumu, merkeze çok yakın olmasa da metro durağına yürüyüş mesafesinde. Singapur’da otel fiyatları, diğer Asya ülkelerine göre oldukça yüksek olduğu için, orta kalitede bir otel tercih etmiştik. (Hotel Re! için gecelik SGD150/oda ödedik, 1 USD = 1,39 SGD) Daha önceden, yazışmalarda özellikle belirtmeme rağmen, otele ulaştığımız anda bize kalan oda, binanın orta bölümündeki penceresiz odaydı. İlk gecemizi bu odada geçirmek zorundaydık. Singapur’da arazi fiyatları çok yüksek olduğu için, otelciler dış ortamla bağı olmayan bölümleri bile değerlendirmişler. Odalar oldukça dar. Singapur’a seyahat edecekler, hiç düşünmeden Pan Pacific Singapore Hotel’ini tercih edebilirler. Ödeyecekleri bir miktar farkın karşılığını, harika bir şehir manzarası, merkezi konum, ferah odalar ve hizmet kalitesi olarak fazlasıyla alacaklardır. Ödemenin tümünü yapmamış olsam, Pan Pacific Hotel’e geçmek için hiç beklemezdik. (www.panpacific.com/singapore/) İkinci gün, odamızı pencereli, üst sınıf bir oda ile değiştirsekte, artık içimize sinmeyecekti.
Singapur Nehir şehri ortadan ikiye ayırıyor ve nehrin iki yakasında da hayat neredeyse hiç durmuyor. Clarke Quay, daha çok şık restaurantları ve gece klüpleriyle ünlü olan yaka olup, tam merkezinde bir Maraş Dondurmacısı bulunuyor. Clarke Quay’ın içlerine doğru girdikçe, geceleri eğlence tavan yapıyor. Değişik temalı gece klüplerinden en çok ilgimizi çeken ‘’The Clinic’’ isimli gece klübüydü. Aydınlatmalar ameliyathane lambası, koltuklar sakat arabası, şişeler serum şişesi olunca tabii ki garsonlar da hemşire ve doktor oluyorlar. (http://www.theclinic.sg/) Turistlerin yanı sıra Singapur’lu gençler de vakitlerini burada geçiriyorlar. Şehrin bu bölümü 24 saat uyumuyor. Daha erken saatlerde ‘’Duck Tour’’ denilen tura katılabilir ve nehirde keyifli ve öğretici bir gezintiye çıkabilirsiniz. Özellikle, kısa süreliğine Singapur’da bulunacak kişilere bu gezintiyi öneririm. Nehrin denizle birleştiği noktada, Singapur’a giden herkeste en az bir fotoğrafı bulunan, ‘’Singapore Skyscrapers’’ (Singapur Gökdelenleri) manzarası karşınıza çıkıyor. Merlion parkından bu manzarayı fotoğraflayabilir, şehrin sembolü olan, vücudu balık, kafası aslan olan Merlion Heykeli’nin önünde hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz. Bu park, 24 saat fotoğraf çekenlere rastlayabileceğiniz bir yer. Sabah saat 5’te, gün doğumu fotoğrafları çekmek için gittiğimde yer bulmakta zorlanmıştım. Fotoğrafa ilgisi olan herkese, bunu yapmasını tavsiye ederim. Güneş doğduktan sonra, yürüyerek nehir kenarında gezinti yapabilir ve bir pastanededen alacağınız kruvasan ve taze portakal suyuyla, spor yapan güleryüzlü insanların arasında, bir bankta kahvaltınızı yapabilirsiniz. Bu, şimdiye kadar yaşadığım en huzurlu anlardan biriydi ve bunu tekrarlamak için sabırsızlanıyorum.
Sentosa Adası, Singapur’un güneyinde bulunan, tam bir aktivite adası. Adaya ulaşım için, teleferik, otobüs ya da Sentosa Express MRT hattını kullanabilirsiniz. Biz orada bulunduğumuz sırada, teleferik bakımda olduğu için Sentosa Express’i kullandık. Vivocity Mall’un 3. katından MRT’ye binebilirsiniz. Bu arada Vivocity Mall’da görülmeye değer bir alışveriş merkezi. Giriş katındaki National Geographic mağazası benim çok ilgimi çekti. Ada üç ayrı duraktan oluşuyor. Birinci durakta indiğiniz taktirde Universal Studios’a gidebilirsiniz. Burası kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Aktivitelerin hemen hepsine katılmak için tam bir gününüzü Universal Studios’a ayırmanızı öneririm. Özellikle, Far Far Away bölümündeki, Shrek 4D Adventure gösterisi, teknolojinin ne noktada olduğunu anlamak açısından önemli bir etkinlik. Universal Studios’ta, New York bölümünde, Loui’s NY Pizza Parlor’da pizza yemeden dönmemenizi öneririm. (http://en.wikipedia.org/wiki/Universal_Studios_Singapore) Sentosa’da yapılacak aktivite sayısı çok fazla olduğu için, buraya gitmeden önce broşürlerden ya da internetten, seçiminizi yapmanızı tavsiye ediyorum. Adanın güneyinde güzel sahiller bulunuyor. Sıcaktan bunalabileceğinizi de düşünerek buraya deniz eşyalarınızı da getirmenizi öneririm. Tahta, asma bir köprü üzerinden geçerek Asya kıtasının en güney noktasına (Southernmost Point of Continental Asia) ulaşabilirsiniz. Burada, fotojenik bir görüntü oluşturan, denize doğru uzanmış, harika palmiyeler bulunuyor. Buraya vardığınızda, uzun süren yürüyüşe rağmen hiç pişman olmayacaksınız ve geri dönmek istemeyeceksiniz. Şehir merkezindeki Merlion Heykeli’nin dev boyutta olanını adanın ortasında bulabilirsiniz. Bu dev heykelin tepesine bir asansörle çıkılıyor ve çıkmadan önce bir salonda, Merlion simgesinin nereden geldiği bir animasyon filmiyle anlatılıyor. Özellikle tepeye çıkış saatinizi gün batımına getirirseniz, Merlion’un kafasından harika manzaralar izleyebilirsiniz. Fotoğraf meraklılarının ilgisini çekebilecek diğer bir aktivite de, Songs of the Sea ışık gösterisi. Denizin üzerinde gerçekleştirilen bu gösteri, her gün 19.40 ve 20.40’ta gerçekleşiyor. Adadaki aktiviteler saymakla bitmeyecek kadar çok. En az bir gününüzü bu mükemmel eğlence adasında, keyifli aktivitelere katılarak geçirmenizi öneririm. Susadığınız anlarda, durakların altındaki 7 Eleven mağazalarından her türlü içeceği bulmanız mümkün. Günün sonunda ne kadar yorgun olacağınızı tahmin bile edemezsiniz. (http://www.sentosa.com.sg/en/)
Singapur’un simgesi haline gelen ve ünlü mağazalarla dolu alışveriş merkezlerini barındıran meşhur caddenin adı Orchard Road. (Orkide Caddesi) Bu cadde üzerinde baştan sona yürüyüş yapmak, mağazalara girip eliniz poşetlerle dolu olarak çıkmak, alışveriş yapmayı sevenler için oldukça keyifli olacaktır. SGD100 üzerindeki alışverişlerinizden alacağınız Tax Free fişiyle, havalimanındaki bankolarda, ödediğiniz verginin bir kısmını iade alabilirsiniz. Dünyaca tanınan giyim markalarının fiyatları, Türkiye’deki fiyatlarla aynıydı, ancak elektronikte aynı durum geçerli değil. Orchard Road üzerindeki Lucky Plaza ve Sim Lim Square binalarında bulunan elektronik mağazalarından, cep telefonundan fotoğraf makinası aksesuarına kadar herşeyi Türkiye’deki fiyatından en az %30 aşağısına bulabilirsiniz. Ben Blackberry 9700’ü bir çok mağazayı gezdikten sonra, en ucuz SGD650’ye bulabildim. Ancak kesinlikle bir kaç saat gezmeli ve fiyat araştırması yapmalısınız. Fiyatlar dengesiz ve sıkı pazarlıklar yapmanız gerekebiliyor. Size verdikleri fiyatlar, vergisiz fiyat ya da tax free (%10) düşüldükten sonraki fiyat olabiliyor. Kıyaslama yaparken bu detaylara dikkat etmenizi öneririm. Caddenin paralelindeki Hard Rock Cafe'de her ülkede olduğu gibi burada da çok renkli. Hard Rock Shop'tan alışveriş yapıp, barında buz gibi bir Mojito içmenizi öneririm. Orchard caddesi, Singapur’da kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.
Singapore Night Safari (Singapur Gece Safarisi) bir akşamınızı ayırmanıza değecek bir aktivite. Bir traktörün arkasına bağlanan römorklarda oturarak, rehber anlatımı eşliğinde, doğada karşılaşılması zor olan hayvanların arasından gezerek, 45 dakikalık bir tur atıyorsunuz. İlginç olan ise, arada gözle görülür herhangi bir kafesin ya da ayırıcı bölümün olmayışı. Kaplanlar, aslanlar ve daha bir çok hayvan, çok yakınınızda dolaşıyor. Flaş patlatmak kesinlikle yasak. Turunuz bittikten sonra, saat başlarında yapılan şovu izleyebilirsiniz. Bu şovda gene eğitilmiş hayvanlar rol alıyor. Gece 12’ye kadar parkın içindeki patikalarda yürüyüşler yapabilir ve devasa tropikal ormanın içinde hayvanları inceleyebilirsiniz. Eşim ve ben, yürüyüş parkurunda, şans eseri, karaya çıktıkları bir sırada, büyük bir timsaha 2 metre kadar yaklaşmıştık. Oldukça heyecanlı ve keyifliydi. Bu parkın yanındaki Singapore Zoo’yu (Singapur Hayvanat Bahçesi) gündüz de ziyaret edebilirsiniz. Geri dönüş için, gece 12’de şehir merkezine dönen son tur otobüsünü kullanabilirsiniz.
Singapur Flyer, dünyanın en büyük dönme dolabı ve Singapur’daki en keyifli aktivitelerden biri. 165 m yüksekliğindeki bu dönme dolapta bulunan 28 adet kapsülden birinde, 37 dakika sürecek olan turu gerçekleştirebilir ve görüş mesafesi elverdiği taktirde 45 km mesafeyi gözlemleyebilirsiniz. Biz denemedik ancak yemekli olan özel turları da bulunuyormuş. (http://en.wikipedia.org/wiki/Singapore_Flyer) Benim için daha ilginç ve keyifli olan ise, Singapore Flyer’ın altındaki 3 katlı alışveriş merkezinin 2. katında yer alan Boeing Shop oldu. Burada, gerçek bir pilot tarafından verilen ve Boeing firmasının gerçek bir uçuş simulatörü olan Boeing 737-800NG simulatöründe, uçuş eğitimi almamdı. Boeing mağazasından yaptığımız alışverişlerle birlikte, sonunda temel uçuş eğitimi sertifikası verdikleri bu eğitime ciddi bir ücret ödemiştik ama sonuna kadar bunu haketmişti. Tabii ki, tüm uçuşun kaydedildiği DVD’yi de satın almayı unutmadık. (http://www.flightexperience.com.sg/) Biz orada bulunduğumuz sırada henüz açılışı gerçekleşmemiş olan ve 5,5 Milyar USD’ye mal olan, Marina Bay Sands Casino ve Hoteli’de gezilecek yerlerden biri. Özellikle en üst katında, 200 m’den daha yüksek seviyede bulunan havuz ve bahçede zaman geçirmek oldukça keyifli olacaktır.
Singapur’un düzenini, temizliğini, yaşanılabilirliğini ve güvenliliğini anlatmak için sayfalarca yazı yazılabilir. Tek şehirden oluşan bu küçük ülke, o kadar düzenli ki, dünyada yaşanılacak yerler sıralamasında başlarda yer alması sürpriz değil. İnsanlar birbirine inanılmaz saygılı ve güleryüzlü. İlk gün, Metro’dan indiğimizde, otelin yönünü sorduğumuz genç kız, bize emin olamayarak bir yön göstermiş ve aradan 2 dakika geçtikten sonra koşarak, soluk soluğa bizden özür dilemeye başlamıştı. Bize yanlış yönü tarif ettiğini ve bunu istemeden yaptığını anlatmak için ellerini kavuşturup bizden defalarca kez özür dilemişti. Taksiler diğer ulaşım araçlarına göre nispeten pahalı olsa da çoğu zaman binmekten hiç çekinmedik. Çünkü zaman bizim için çok değerliydi ve metrodan indikten sonra otelimize yürünen yol dik bir rampaydı. Diğer tüm ulaşım sistemleri gibi, taksiler de çok yüksek standarttaydı. Kalabalık saatlerde, kalabalık yerlerden binince, taksiyi kapıya çağırınca ve kapıda beklemesi için istediğiniz saate rezervasyon yapınca ekstra ücret ödüyorsunuz. Bu tarifenin tümü taksinin içindeki tarife cetvelinde detaylı bir şekilde anlatılmış. (http://en.wikipedia.org/wiki/ Taxicabs_of_Singapore) Tüm taksilerde navigasyon sistemi var ve tüm detayları bu ekranlardan izleyebiliyorsunuz. Taksi yanlışlıkla otele gidilen dönemeci geçince, bunu farkettiği anda taksimetreyi sıfırlamış ve bizden hatası için özür dilemişti. Yere tükürmenin, sakız çiğnemenin ve kirli araca binmenin bile cezasının olduğu bu ülkeye, Fine City (Ceza şehri)’de deniyor. Ülke o kadar düzenli ki, bulunduğunuz yer ile ilgili olarak, aklınıza gelen her sorunun cevabını, hiç kimseye sormanıza gerek kalmadan, sadece etrafınıza bakarak yanıtını bulabilirsiniz. Hayran kalınacak ve imrenilecek kadar, güvenli ve düzenli bir ülke Singapur.
Bu ülkeye beş gün ayırmamıza rağmen gezilecek yerleri bitirememiştik. Benim şimdiye kadar gördüğüm ülkeler içinde, en yaşanılası ülkeydi Singapur. Avustralya ve Yeni Zelanda’ya yapmayı planladığımız seyahatlerde, transfer noktası olan Singapur’a kesinlikle bir kaç gün daha ayıracağız. Bu güzel ülkeyi, sizin de kombine seyahatlerde en az 5 günlüğüne ziyaret etmenizi öneriyorum. Özellikle akşamları, Singapur Nehri etrafında güzel vakit geçirebilir ve gece klüplerinde sabahlara kadar eğlenebilirsiniz. Kısacası Singapur, diğer Asya ülkelerine göre daha pahalı bir ülke olsa da temizliği, düzeni, aktiviteleri, orkide bahçeleri ve güzelliğiyle görülmesi gereken bir ülke. 








